DEVELİDEKİ HOŞGÖRÜ TOPLUMUNA ÖRNEK
DEVELİDEKİ HOŞGÖRÜ TOPLUMUNA ÖRNEK FENESELİ PAPAZ VE MADAZILI DURSUN HOCA YAKACAK VE SOBA TAŞIMALI EĞİTİM HAN ODASINDA KONAKLAMA Oğlunu,ilim tahsili ve hafızlık öğrensin diye köyünden getirdiği Bir döşek, tenekeden bir soba ve iki çuval tezekle, fenesede bir han odasına bırakıp köye dönen babanın ilim aşkı ve Kuran aşkının meyvesi HAFIZLIK 1900 lü yılların başlarında Çanakkale Savaşı,Kurtuluş Savaşının olduğu yıllarda okul ve eğitim zorlukları içerisindeki ülkemizde ibretlik bir kıssa.Kendisi de Alim ve ulema soyundan gelen ve Molla oğlu olan babanın ilim aşkı. 1956 yılında evladını hafız olarak yetiştirmek isteyen ve Madazı köyünde çiftçilik yapan baba Halil İbrahim Yıldırım, 19 yaşındaki oğlu Dursun, Hafız olsun diye birlikte Develinin yolunu tutarlar. H.İbrahim Yıldırım,Oğlunu hafız olması için Develi Cami kebir Ulu Camii'nde Hafız Recep Bilici Hoca'ya teslim eder. Tabii o zaman Develi dışından gelen öğlencilerin kalacağı bir yer olmadığı için babası oğlu Dursun'u Fenesedeki han' a yerleştirir. Alt katında hayvanların bağlandığı han'ın üst katında bir oda bulur.Dursun Hoca handa kalarak hafızlığa devam etmektedir.Kendi pişirdiği bulgur pilavı ile günleri geçmektedir. Lakin hana verdiği ücret bir hayli kendisini zorlayınca, barınmak için alternatif bir yer aramaya çıkar. Yukarı Fenese Mahalle'sinde gezerken bir kadının dikkatini çeker.Kadınla arasında şöyle bir diyalog geçer.Kadın sorar "ne ararsın oğul" ana ev arıyorum. Kadın - sen ne iş yaparsın oğlum" Dursun Hoca, "ana ben Recep Hoca'nın orda hafızlık yapıyorum" deyince kadın, "madem hafız olacakmışsın oğlum, gel o zaman sana evi eşyası ile vereyim der.Dursun Hoca gelir eve bakar. Evin her şeyi tamdır. Kadına dönerek "Ana bu eve ne istersin" deyince, kiralık bir evin üçte bir fiyatını ister. Bu şartlar karşısında evi tutar. Dursun Hoca tuttuktan sonra öğrenir ki, burası o zamanlar Fenese'de görev yapan bir papaza aittir. Aradan bir süre geçince hocası, Dursun Hoca'ya sorar. "oğlum ne yaptın ev bulabildin mi?" Dursun Hoca da "evet hocam Fenese'de papazın evini tuttum" der. Bu haber karşısında bir hayli şaşıran hoca "ula sen ne dersin üst katta papaz, alt katta hafız, nasıl geçinirsiniz" der. Bu hikaye aslında Anadolu topraklarında iki ayrı dine mensup ve aynı zamanda iki ayrı dinin din adamlarının aynı çatı altında bir birlerinden rahatsız olmadan Dinlerini yaşayıp, yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından güzel bir örnek olarak tarihteki yerini alır. Dursun Hoca hafızlığının ardından askere gider. Askerliği esnasında kışlanın yakınındaki bir köyün camisinde imam yoktur. Köylüler kışlada bize imamlık yapabilecek bir asker var mıdır? diye komutana sorarlar. Komutan da Dursun Hoca ile bir askeri daha bu camiye görevlendirir. 1963 yılında askerlik dönüşü girdiği imtihanı kazanarak kendi köyünde İmamlık görevine başlar. Hem babasının arzusu olan hafızlığı öğrenir hem de köyün çocuklarına ve büyüklere de dini bilgileri öğretmeye gayret eder. Develi Gündem Çağrıfmtvmedyagrup
Benzer Haberler
DEVELİDEKİ HOŞGÖRÜ TOPLUMUNA ÖRNEK
BAŞKAN BÜYÜKKILIÇ, HAFTA SONU DOLUP TAŞAN ERCİYES’TE KAYAK TUTKUNLARI İLE BİR ARAYA GELDİ
Başkan Şengül'den Basın Çalışanlarına anlamlı ziyaret.
GELENEKTEN GELECEĞE MİRAS
BASIN MENSUPLARININ 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ'NÜ KUTLAYAN BÜYÜKKILIÇ: “İYİ Kİ VARSINIZ”
GAZETECİLİK BİR KAMU GÖREVİDİR.
DEVELİ BELEDİYE BAŞKANI ADEM ŞENGÜL, SİNDELHÖYÜK'E GENÇLİK MERKEZİ VE KÜTÜPHANE YAPIMI İÇİN KOLLARI SIVADI
Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanlığı Seçiminde Yeniden Selçuk Demirkıran Oldu!